Şunu unutmamak gerekir ki global ölçekte Merkez Bankalarının para politikaları uzun dönemde birbirinden a">

Tokmak Avrupa’nın eline mi geçti?

Şunu unutmamak gerekir ki global ölçekte Merkez Bankalarının para politikaları uzun dönemde birbirinden ayrışamaz. Bir süre sonra küresel entegrasyonla birlikte birbirlerine yakınsamaya başlarlar. Bu nedenle Amerika Merkez Bankası’nın (Fed) öngörülebilir bir politika izlemesinden cesaret alan Avrupa Merkez Bankası (AMB), para politikası patikasını global uygunluk ve iç dinamiklerinde oluşan yeterliliğe göre düzenlemekte. Bu yıl için AMB’nin 2018 Eylül ayına kadar 30 milyar Euro’luk varlık alım paketine devam edeceğini biliyoruz. Asıl süreç Merkez Bankasının Eylül ayından sonraki atacağı adıma göre şekillenecek. Peki, bu süreçte ekonomik ya da küresel boyutlarda ne olursa hikaye nasıl şekillenir bir düşünelim.

Şu anda kestiremediğimiz en büyük soru işareti yasalaşan vergi reformunun ABD ekonomisine artılarının ya da eksilerinin ne olacağı. Piyasalarda genel kanı ABD ekonomisi büyümesine katkısının yüksek olacağı ancak maliyet açsından uzun dönemde sıkışma alanı yaratacağı yönünde. Biz bu artı ve eksilerin hemen ABD ekonomisine yansımasını beklemiyoruz. Ancak 2018 yılı son çeyreğinde aşağı yukarı durum boy göstermiş olacak. Vergi reformunun katkısıyla hızlı bir büyüme artışı Fed’in 2018 yılı içerisinde üç yerine dört faiz artırımı yapmasına neden olabilir. Bu durumda AMB para politikası kararlarını tekrar gözden geçirme isteği içerisine girecektir. Bu durum 2018 yılının en büyük bilinmeyen denklemi olarak şimdilik bir kenarda kalsın. Zaten yıl içerisinde yaşanacak gelişmelerle bol bol bu konudan bahsedeceğiz.

Diğer yandan Euro Bölgesinin ekonomisi beklentiler dahilinde hızlanma yerine ılımlı sürecini sakin bir şekilde devam ettirmesi halinde AMB mevcut varlık alım programını devam ettirme ya da en azından azaltarak 2018 yılını tamamlayacak şekilde sürdürmeye gidebilir. Bu durumda ise her zamanki gibi Euro Bölgesi enflasyonunu ve enflasyon yaratan verileri yakından takip etmeye devam edeceğiz. Bir yandan Avrupa ekonomisi için diğer bir önemli etken ise 2018 yılında yaşanacak seçimler ve bunların doğuracağı etkiler olacak. Öyle ki, Almanya, hükümet kurmakta zorlanıyor. Almanya'da Sosyal Demokratların lideri Martin Schulz, 21 Ocak’taki olağanüstü kongreye kadar partisini koalisyona ikna etmeye çalışacak ancak şimdiye kadar takip ettiğimiz durum bunun hiçte kolay olamayacağını gösteriyor. Almanya tekrar seçime giderse Euro Bölgesi ekonomisi ve Euro bu durumdan olumsuz etkilenebilir. Diğer tarafta yavaş yavaş yaklaşan İtalya seçimleri var ki İtalya siyasetinin ne kadar sancılı olduğunu hepimiz biliyoruz. Geçen sen olduğu gibi bir gözümüz yeniden Euro Bölgesi siyasetinde olmaya devam edecek.

Gelelim en merak edilen konuya ki kuşkusuz o konu Euro’nun Dolar karşısında ya da diğer para birimleri karşısındaki geleceği. Euro/Dolar geçen gün 1.23 seviyesini test ederek teknik olarak oldukça önemli bir noktayı test etmiş oldu. 2008 yılı Temmuz ayından başlayan düşüş trendi yaklaşık olarak 1.23 seviyesinden geçmekte. EUR/USD’de 1.23 seviyesinin vermiş olduğu yorgunluğu şu an hissediyoruz ancak bu durum Euro’nun Dolar karşısında satılmaya başladığı anlamına gelmiyor. Halen tepkilerin gelebileceği noktalarda olduğumuzu belirtmekte fayda var. Haftalık grafikte teknik göstergeler önemli bir oluşama işaret ediyor. Eğer EUR/USD birkaç gün 1.23 seviyesi üzerinde kalmakta başarılı olursa 2008 yılından başlayan alçalan trend yukarı yönde kırılmış olacak ve parite bu yeni oluşumu teyit etmiş olacak. Böyle bir durumda ise önümüzdeki günlerde Euro’nun Dolar karşısında 1.27 seviyelerine doğru yükselişine tanıklık etmiş olacağız. Şimdilik bir şey söylemek için erken ancak kritik noktalarda olduğumuzu açıkça beyan edebilirim.

Euro için önümüzde kritik iki tane tarih var. 

*25 Ocak Avrupa Merkez Bankası Faiz Toplantısı – Bu toplantıda faizlerde herhangi bir değişiklik yapılmasını beklemiyorum. Bununla birlikte varlık alım programında da bir değişiklik olmayacaktır. Buna karşın Merkez Bankası Eylül ayında varlık alımını bitirmeye kararlıysa söylemlerinde daha şahin bir tavır takınacaktır. Ancak ne AMB’nin ne de Merkez Bankası Başkanı M. Draghi’nin yüksek Euro’yu istemediğini biliyoruz. Bu noktada bu toplantı yükselen Euro’nun ticarete ve Euro Bölgesi ekonomik göstergelere zarar verebileceğine yönelik söylemlere ev sahipliği yapabilir. Dolayısıyla, Euro/Dolar’da 1.2090 seviyesine doğru gevşeme eğilimini tolere edebiliriz ancak 1.20 seviyesinin altındaki seyirlerde 1.23 kapısı kapanmaya başlayabilir.

*31 Ocak Amerika Merkez Bankası Faiz Toplantısı – Ocak ayı Fed toplantısının 2018 yılı genelinde en sakin toplantılardan biri olacağını düşünüyoruz. Muhtemelen önümüzdeki toplantılarda yeni Fed Başkanı piyasalar tarafından test edilecektir. Piyasalar yeni Fed Başkanının alacağı kararların siyasi mi yoksa ekonomik dinamiklere bağlı olarak mı alınıp alınmayacağı merak ediyor olacak. Şimdilik Fed kararlarında bir sapma olacağını düşünmüyoruz. Yine enflasyon dinamiklerine yönelik söylemler odak noktasında olacak.

Özetle, Ocak ayında Avrupa Merkez Bankası para politikası toplantısının Amerika Merkez Bankası toplantısından daha ön plana çıkacak gibi görünüyor. 2018 yılında ise Euro Bölgesi ekonomik büyümesi devam ettiği sürece davulun tokmağı Avrupa’nın elinde olacağa benziyor.