Forex Piyasası İçin Temel Analiz

Forex  Piyasasında ağırlıklı olarak para birimleri alınıp satılır. Bir ülkenin para biriminin başka bir ülkenin para birimine göre değeri ülkelerin ekonomik durumlarının karşılaştırılmasıyla belirlenir. Temel analizin amacı makro ekonomik faktörleri inceleyerek ülke ekonomilerini analiz etmek ve bu faktörlerin döviz fiyatlarına etkisini tahmin edebilmektir. Temel analizin en önemli kaynağı ise,  ekonomik göstergelerdir. Ekonomik göstergeler ekonomik takvimden takip edilebilir.

Para birimlerini ya da emtia fiyatlarını yorumlarken öncelikle,  işsizlik oranı, üretim düzeyi, enflasyon gibi verileri göz önünde bulundurarak uzun vadeli fiyat eğilimlerini tahmin etmek oldukça faydalı olacaktır. Piyasada işlem gören her parite, emtia ya da endeks farklı değişkenlerden etkilenmektedir. Hangi ürünün hangi değişkenlerden etkilendiğini incelemek için ekonomik göstergeleri takip ederek aralarındaki ilişkileri değerlendirmek temel analizin işidir.

Ekonomik Gösterge: Resmi kurumlar tarafından düzenli aralıklarla  ve belirli bir takvim çerçevesinde açıklanan fiyata direkt olarak etki edebilecek bilgilerin bütünüdür.

Ekonomik Takvim: Düzenli aralıklarla açıklanan ekonomik verilerin bulunduğu takvimdir. Yatırımcıların piyasayı takip ederken kullandıkları en önemli araçlardan birdir.  Ekonomik takvimde yayınlanan haftalık, aylık, 3 aylık ve yıllık göstergeler  sayesinde fiyatları etkileyen unsurları düzenli olarak takip edebiliriz. Ekonomik takvimi incelerken, verinin hangi ülkeye ait olduğu, hangi saatte açıklanacağı, beklentisi ve önceki değerini bir arada görmemiz mümkündür. Filtreleme aracını kullanarak sadece tercih edilen ülkelerin göstergeleri de takip edilebilir. Veriden sonra gelen’’!’’ işareti oynaklığın derecesini göstermektedir. 1 ünlem işareti verinin piyasaya etkisinin sınırlı olabileceğini, 2 ünlem işareti nispeten daha etkili olabileceğini, 3 ünlem işareti ise verinin yüksek volatiliteye neden olabileceğini göstermektedir.

Ekonomik Göstergeleri Anlamaya Çalışmak:

Açıklanan veriler birbiriyle ilişkilidir. Mesela, büyüme verisi GSYH ile, enflasyon verisi ÜFE, TÜFE ile İşsizlik tarım dışı istihdam ile birlikte yorumlanabilir.

Temel analiz sürecinde bir enstrümana ait iki temel veri bulunur. Beklenti ve önceki veri, beklenti ve önceki veri değerleri yeni değerle kıyaslanarak yorum yapılır. Açıklanacak ekonomik verinin piyasa oyuncuları tarafından öngörülen ortalama beklenen değeri  ile açıklanan değer kıyaslandığında, açıklanan veri beklentiye göre nispeten olumlu ise, para biriminin değer kazanması beklenir. Ekonomik takvimde verinin önceki değeri ve beklentisi bir arada görülebilmektedir Aynı şekilde geçmiş veriye göre olumlu açıklanan veri para biriminin değerinde olumlu etki yaratacaktır. Temel analiz verilerinden beklenen ekonomideki istikrarla ilgili olumlu ya da olumsuz bir referanstır.

Aşağıdaki tabloda İntegral Yatırım Menkul Değerler’e ait ekonomik takvimi görüyoruz.

Ülke ekonomilerini etkileyen başlıca ekonomik veriler:

  • Faiz oranları
  • Enflasyon oranları
  • İstihdam talepleri
  • Gayri safi milli hasıla
  • Ticaret Dengesi

Şeklinde özetlenebilir.        

FAİZ ORANLARI

Bir ülkeye yabancı para girişini etkileyen en önemli faktördür. Faiz aynı zamanda enflasyonu da belirler. Bir ülkede faiz oranları yükseldiğinde o ülkenin para birimine olan talep artacaktır. Dolayısıyla, para biriminin değerinin yükselmesi beklenir.

FED

Para Politikası dendiğinde ilk akla gelen Merkez Bankaları tarafından yürütülen düzenlemelerdir. Fed, paranın maliyetini etkileyen ve ulusal ekonomik çıkarları destekleyen Merkez Bankaları arasında en önemlisidir ve Amerika Merkez Bankası ‘nın  (Fed) ABD’deki para politikasını yürütmek üzere aldığı kararlar dünyadaki bütün piyasaları yakından ilgilendirir. Doların değerinin belirlenmesinde Fed, en önemli ve en güçlü kurum olarak karşımıza çıkar.  Fed’in kararları forex piyasasında işlem yapan yatırımcılar tarafından yakından takip edilmektedir.

Fed,  1913 yılında’’ Federal Reserve Bank’’olarak kurulmuştur. ’Federal Reserve System’’ olarak adlandırılan bir sistemde faaliyet gösterir. Bu sistemde her bölgenin ayrı merkez bankası bulunmaktadır.   Fed, 12 bölgenin merkez bankaları ve bir yönetim kurulundan oluşur. Para Politikası çerçevesinde, reeskont faiz oranlarını, zorunlu karşılık oranlarını ve açık piyasa işlemlerini kontrol etmektedir. Fed Yönetim Kurulu, reeskont faiz oranlarını ve zorunlu karşılık oranlarını,  Fed Açık Piyasa Komitesi (FOMC)    ise açık piyasa işlemlerini kontrol eder.   Fed bu üç aracı kullanarak fon arz ve talebini ve kendi bünyesinde tutulan finansal kurumların karşılıklarını yönetmektedir. Fed’in faiz oranlarında yapacağı değişim diğer kısa ve uzun dönem faiz oranlarını, döviz kurlarını sonuç olarak istihdam, üretim, mal ve hizmetler gibi ekonomik değişkenlerin tamamını etkileyecektir.

FED Açık Piyasa Komitesi (The Federal Open Market Commitee)

ABD Federal Reserve açık piyasa işlemleri komitesidir. Toplam 12 üyeden oluşur.  FOMC ’nin 7 üyesi aynı zamanda Fed Yönetim Kurulu’nu oluşturmaktadır.  FOMC yılda 8 kez toplanı. Bu toplantılarda komite,  ekonomik ve finansal görünümü, fiyat istikrarı ve sürdürülebilir ekonomik büyümenin önündeki riskleri değerlendir ve para politikasının duruşunu belirler.  FOMC Toplantı Kayıtları, Fed Toplantılarından üç hafta sonra özet bir rapor olarak kamuoyuna sunulur. Toplantı kayıtlarında, FOMC’nin enflasyona yönelik görüşleri, ekonomik büyüme ve istihdama yönelik öngörüleri, toplantıda alınan kararların oybirliği ile mi yoksa oy çokluğu ile mi alındığı, varlık alımlarına ilişkin kararları açıklanmaktadır. FOMC toplantıları ve buradan çıkacak kararlar küresel piyasalar tarafından yakından takip edilmektedir.

ENFLASYON

Enflasyon İngilizce ‘’ İnflation ’’ kelimesinden türetilmiştir. Türkçe’ de şişme anlamına gelir. İlk defa 1835 yılında ABD’de bir konferansta kullanılmıştır. Bir ekonomideki toplam arzın toplam talebi karşılayamaması halinde, fiyatlar genel düzeyinde yaşanan artış ve buna karşılık paranın değer kaybını ifade eder. Aşırı istikrarsızlığa neden olmadığı sürece bir ekonomi için istenen bir durumdur. Enflasyonun ana belirleyicisi arz ve talep arasındaki dengedir.

Ortaya çıkış nedenine göre ikiye ayrılır

1-Talep Enflasyonu:

Talebin yüksek olması üretilen mal ve hizmetlerin talebi karşılayamaması durumunda yaşanan fiyat artışıdır. Talebi azaltıcı (faiz artırımı vb…) ya da üretimi arttırıcı önlemler alınarak çözülebilir.

2-Maliyet Enflasyonu:

Üretimde kullanılan kaynak maliyetlerinde herhangi bir nedenle oluşacak artış üretim maliyetlerinin artmasına neden olacaktır. Üretim maliyetlerinde yaşanan artış ise, ürün fiyatlarında artışa neden olacak ve doğrudan tüketime yansıyacaktır.

Enflasyonla mücadele edebilmek için enflasyona neden olan faktörlerin iyi bilinmesi gerekir. Üretimin azalması, tüketimdeki artış, girdi maliyetlerinin artması, para arzının azalması, enflasyona neden olabilecek başlıca etkenlerdir.

Yüksek enflasyonun süreklilik kazanması, üreticiyi elde edeceği kardan tüketiciyi de ihtiyaçlarını karşılamaktan yoksun bırakır. Üretim yapmak cazibesini yitireceği için üretim düzeyi azalacaktır. Üretim iç tüketimi karşılayamadığında ise, ithalat artar,  bu durumda bütçe açığı büyür ve dış borçlanma da büyüyen bütçe açığına paralel olarak artar. Yüksek enflasyonun süreklilik kazandığı ekonomilerde refah düzeyi düşmekte ve gelir dağılımı dengesi bozulmaktadır. Reel gelirler enflasyon nedeni ile düşer ve ülke büyümesini (GSYH) bir noktadan sonra negatif etkiler.

Enflasyon çok yüksek seviyelere ulaştığında reel ekonomik büyümeyi tehdit eder. Ekonomi nominal olarak büyür ancak reel anlamda küçülme bile olabilir. Fiyat istikrarı ortadan kalkar. Bu nedenle enflasyonun kontrol altında kalması ve düşük seviyelerde kalması reel ekonomik büyümeler ve istikrar için önemlidir. Maliye politikaları ile alınan önlemler ve Merkez Bankası’nın uyguladığı sıkılaştırıcı etkiler (faiz artırımı vb…) enflasyonla mücadelede temel silahlardır. Merkez Bankası ilk etapta faiz artırımı ile sıkılaştırma politikaları uygulamaya başlar. Tüketim azalır ve bunun sonucu olarak ekonomide yavaşlama sağlanır. Oluşan yavaşlama enflasyonda gerilemeye neden olur. En ideal büyüme (growth) enflasyonun kontrol altında tutularak elde edilen büyümedir.

Enflasyon oranları, belli ürünlerdeki fiyatlar baz alınarak ve her birine ayrı ayrı ağırlıklar verilerek oluşturulan bir sepet bazında hesaplanmaktadır. Bir sonraki ay aynı ürünlerin fiyatlarındaki değişimlerin bir önceki ayın fiyatlarıyla kıyaslanması yoluyla oluşturulan fiyat endeksleri, İlgili ülkenin istatistik kurumu tarafından aylık olarak düzenli olarak açıklanır. En önemli enflasyon verileri TÜFE (Tüketici fiyat endeksi ) ve ÜFE’dir (Üretici fiyat endeksi) 

TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ

Dünyada en çok kullanılan fiyat endeksidir. Ekonominin temel göstergelerinden biri olarak kabul edilir.  Yiyecek, içecek, barınma gibi günlük yaşamın sürdürülebilmesi için gerekli bir mal sepetindeki ürünlerin fiyatlarındaki artış oranını ölçer. TÜFE’deki ani gelişmeler perakende fiyatlarını etkilediğinden, TÜFE’nin yükselmesi enflasyonun da yükselmesine neden olur.  Bir ülkenin ekonomisi değerlendirilirken enflasyon oranı geçmiş ve beklenen veriyle birlikte ele alınmalıdır. Açıklanan enflasyon oranının geçmiş veriye göre farkı, satın alma gücüne yansır. Türkiye ‘de TÜFE Türkiye İstatistik Kurumu (TUIK) tarafından her ayın üçünde açıklanır. ABD’ de ise Consumer Prices Index (CPI) olarak adlandırılan TÜFE verisi her ayın 3. Haftasında bir önceki ayın verisi olarak açıklanır. Enflasyon verileri ülke özelinde değerlendirilmelidir. Düşük enflasyon hedefleyen bir ülkede verinin yüksek gelmesi olumsuz etkilere neden olacaktır. 

ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ

Üretim sürecinde girdi olarak kullanılan maddelerin fiyat değişimlerini ifade eder. Tarım, balıkçılık, madencilik, enerji ve imalat sanayi gibi sektörlerdeki ürünlerin fiyat değişimlerini toptancı aşamasında ölçen endekstir. Üretim maliyetleri ile ilgili bilgi vermektedir. Beklenti ve geçmiş değerin üzerinde gelen ÜFE verileri üreticiler açısından maliyet artışı anlamına geldiğinden bu artış üretimde daralmaya ve perakende fiyatlarında artışa neden olacaktır. Perakende fiyatlarındaki artış tüketicinin alım gücünü daraltacağından uzun vadede büyüme üzerinde olumsuz etki yaratır. ÜFE, Türkiye’ de Türkiye İstatistik Kurumu tarafından her ayın üçünde açıklanır. ABD’de ise, her ayın üçüncü haftası bir önceki ayın üretici fiyat endeksi açıklanmaktadır.

İSTİHDAM VERİLERİ

Para piyasalarında fiyatlar makro ekonomik faktörlerden etkilenir. Makro ekonominin başlıca ilgi alanları ise, enflasyon, üretim artış oranları, istihdam düzeyi ve bunlara bağlı olarak belirlenen faiz hadleridir. Bir önceki başlığımızda temel analizde kullandığımız araçların en önemlilerinden biri olan enflasyon ile ilgili göstergelere kısaca değindik. Bu bölümde de istihdama dair kavramları ve bir ekonomideki istihdam düzeyi ile ilgili bilgi içeren verileri inceleyeceğiz.  

İŞSİZLİK VE İSTİHDAM

İşsizlik;

Çalışma güç ve arzusunda olup iş bulamayan bireylerin oluşturduğu istihdam düzeyidir ve irade dışı karşılaşılan bir durumdur.

İstihdam;

Bir ülke ekonomisinde çalışma güç ve arzusunda olan bireylerin işgücünden faydalanılmak üzere çalıştırılmasıdır.

İSTİHDAM İLE İLGİLİ VERİLER

İşsizlik Oranı;

İş bulamayan nüfusun toplam iş gücüne oranıdır. İş bulamayan kişi sayısı 1 milyon kişi, toplam iş gücü ise 10 milyon kişi olsun; Bu durumda işsizlik oranı 1:10 yani,  %10’ dur. İşsizlik oranındaki artış istihdamda azalma demektir. Ekonomi açısından istenmeyen bir durumdur. İş gücü sayısındaki düşüş tüketimi olumsuz etkileyecek dolayısıyla, uzun vadede üretim düzeyi ve büyüme de olumsuz etkilenecektir. Forex piyasasında işlem yapan yatırımcılar açısından işsizlik oranında yaşanan artışın ilgili ülkenin para birimini olumsuz etkilemesi beklenir. İşsizlik oranındaki düşme de tam tersi bir etki gösterecektir.

İstihdam Talepleri;

Bir ekonomide işgücüne dahil olmayan kesimin iş başvurularının toplamını gösterir. İstihdam talepleri verisi negatif eğilimli bir veridir. ABD’de haftalık işsizlik başvuruları olarak açıklanır.

İstihdam seviyesinin yüksek olması bir ekonomide arzu edilen bir durumdur. Ancak istihdam talepleri verisi negatif eğilimli bir veridir ve çalışmak isteyip iş bulamayan işgücü sayısını, yani işsizleri yansıtır. İstihdam talepleri verisindeki artış piyasa tarafından olumsuz algılanacaktır.

Tarım Dışı İstihdam (Non Farm Payroll)

Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’nin kamu sektörü, tarım ve kar amacı gütmeyen kuruluşlar hariç tutularak hesaplanan istihdam sayısındaki aylık değişim oranını gösterir. 2008’ de yaşanan finansal krizden sonra, Fed’in parasal genişleme uygulamalarındaki en önemli hedefi düşük seviylere gerileyen istihdam oranlarını arttırmaktı, izlenen politikaların sonuçlarını yansıtması nedeniyle, ‘’Tarım Dışı İstihdam ‘’ verileri 2008 krizinden sonra ABD ekonomisinin toparlanmasına yönelik çok daha önemli hale gelmiştir.

ABD’de NFP tüm küresel piyasalar tarafından takip edilen en önemli verilerden biridir. Her ayın ilk cuması ABD Newyork saati ile 08:30’ da açıklanır. Tarımda çalışanların verinin dışında bırakılmasının nedeni ise, yaz aylarında tarım istihdamında görülen artışın istihdam rakamlarında yanıltıcı bilgiye neden olmasıdır. Türkiye’de işsizlik verisi aylık olarak açıklanır.

Tarım dışı istihdam verisinde beklenenin üzerinde gerçekleşecek artış, emek piyasasında büyümeye işaret eder. İstihdam artışı tüketime katılacak kişi sayısında artış demektir. Tüketimin artması ise üretime yansıyacağından, daha fazla GSYH büyümesi anlamına gelmektedir. Bir yanıyla da uygulanan politikaların beklenenden iyi etki gösterdiğine işaret eder. Geçmiş ve beklenen veri ile karşılaştırılarak yorumlanmalıdır. Büyüme verisi güçlü olan ülkenin para birimi de güçlenir.

GAYRİ SAFİ YURTİÇİ HASILA - GSYİH (GROSS DOMESTIC PRODUCT-GDP)

Gayri safi yurtiçi hasıla, bir ülkenin ekonomik performansını izlemeye yardımcı olan en önemli makro ekonomik göstergedir. Ulusal bir ekonomide 1 yıl içerisinde üretilen toplam nihai mal ve hizmetlerin parasal değerini o dönemin fiyatlarıyla ölçer. Özetle, bir ekonomideki büyüme veya daralmayı gösterir. (Nihai mal; tekrar üretimde kullanılamayacak tüketim, yatırım ve ihracat için kullanıma hazır mal ve hizmetler). GSYİH verisi, beklenti ve geçmiş değeriyle birlikte yorumlanmalıdır. Beklenti ve geçmiş değerinden iyi açıklanması halinde, ilgili ülkenin para biriminin değerinde artış beklenir. Gayri safi yurtiçi hasıla, büyümeyi ölçer fakat büyümenin sürdürülebilir olup olmadığına dair bilgi içermez. Kaydi olmayan ekonomi, doğal kaynakların hızlı bir şekilde tüketilmesine dayalı, uzun vadede daralmaya neden olabilecek türde yanlış yatırımlar, doğal afetler ve savaşlardan sonra yapılan yeniden yapılandırma harcamaları gibi,  gayri safi yurt içi hasılanın geçici olarak hızla yükselmesine neden olabilecek faktörler varsa veriyi yorumlarken bu tür faktörleri de göz önünde bulundurmak gerekir. Özellikle analiz yaparken, büyümenin üretime dayalı olup olmadığı önem taşımaktadır. Üretime değil sürekli tüketime dayalı büyümeler fazla sürdürülebilir olmadığı gibi, o ülkede risklerin yükselmesine de neden olabilir.

Gayri Safi Yurt İçi Hasıla = tarım + sanayi + inşaat + ticaret + ulaştırma ve haberleşme + mali kuruluşlar + konut + hizmetler toplamı + ithalat vergisi

GSYİH’nın GSMH’dan farkı gelirlerin sadece ülke sınırları içerisinde oluşmasıdır.

Gayri Safi Milli hasıla: GSYH+ Net dış faktör gelirleri şeklinde formülize edilir.

Gayri safi milli hasıladan amortismanlar çıkartılarak ‘’SAFİ MİLLİ HASILA’’ elde edilir.

Aşağıdaki tabloda 2008-2013 yılları arasında en büyük 20 ekonomiye ait GSYİH miktarlarını görüyoruz.

(Milyar Dolar, 2008-20013)
ÜLKELER 2008 2009 2010 2011 2012 2013
ABD 14.195.0 14.533.2 15.227.9 16.131.8 17.013.9 17.862.6
ÇİN 7.792.7 8.684.5 9.773.9 10.978.8 12.308.8 13.779.3
HİNDİSTAN 3.289.8 3.616.8 3.979.7 4.388.8 4.828.5 5.305.1
JAPONYA 4.438.7 4.586.4 4.752.4 4.936.3 5.116.6 5.296.3
ALMANYA 2.906.4 2.989.7 3097.7 3.225.9 3.357.4 3.486.4
RUSYA 2.274.6 2.461.7 2.657.7 2.874.0 3.099.1 3.330.6
İNGİLTERE 2.215.9 2.292.4 2.412.4 2.543.2 2.664.9 2.786.5
BREZİLYA 1.961..5 2069.9 2.202.9 2.339.9 2.480.6 2.625.9
FRANSA 2.116.6 2.181.7 2.278.5 2.388.0 2.498.1 2.609.4
İTALYA 1.826.9 1.864.7 1.912.4 1.972.4 2.032.5 2.097.4
MEKSİKA 1.399.9 1.457.3 1.556.3 1.668.5 1.775.2 1.874.5
İSPANYA 1.403.8 1.452.9 1.525.3 1.612.9 1.704.2 1.800.2
KORE 1.275.9 1.355.6 1.446.5 1.547.4 1.650.8 1.756.8
KANADA 1.308.3 1.357.9 1.430.1 1.508.1 1.583.9 1.653.9
ENDONEZYA 907.0 981.2 1.064.4 1.159.7 1.261.2 1.369.5
TÜRKİYE 942.0 999.9 1.069.3 1.146.5 1.226.9 1.311.1
İRAN 813.0 866.5 924.1 988.1 1.054.7 1.123.7
AVUSTRALYA 801.0 840.4 883.6 932.8 983.9 1.036.8
TAYVAN 734.0 777.8 828.9 886.5 948.8 1.013.5
POLONYA 665.0 706.7 754.3 807.4 863.3 9.22.0 

Dış Ticaret Dengesi

 Bir ülkenin dış ticaret hacmi belli bir dönemde yaptığı ithalat ve ihracat miktarının toplamından oluşmaktadır. Dış ticaret dengesi ise, aynı dönemde ihracat ve ithalat arasındaki pozitif ya da negatif farkı ifade eder. İhracatın ithalattan fazla olması dış ticaret fazlasına neden olurken, İthalatın ihracattan fazla olması durumunda dış ticaret açığı ortaya çıkar. Dış ticaret açığı cari açıkla karıştırılmamalıdır. Dış ticaret açığı, cari açığın yalnızca bir bölümünü oluşturan mal dengesini gösterir.

Dış ticaret dengesi, ödemeler dengesi adı verilen bir bilançoda takip edilmektedir. Ödemeler dengesi bilançosu, belirli bir dönem içerisinde, döviz giriş ve çıkışlarındaki artış ve azalışları gösteren ve ülke ekonomisi üzerinde oldukça önemli etkiler yaratan bir bilançodur. Döviz arz ve talebini doğrudan etkiler. Ödemeler dengesindeki bozulma, yani bir ülkenin ihtiyaç duyduğu miktarda dövizi kazanamaması, cari işlemlerin sürekli açık vermesine neden olacak bu durumda cari işlemler açığı dış borç, portföy yatırımları ya da varlık satışı yoluyla finanse edilecektir.

Dış ticaret dengesindeki açık cari işlemler dengesinin en büyük kalemlerinden birisidir. Sürekli büyüyen bir dış ticaret açığı o ülkede kronik bir cari işlemler açığı sorunu yaratacaktır. Bu durum o ülkenin kendi para birimi üzerinde sürekli baskı yaratacak ve ekonomide bir risk unusuru oluşturacaktır. Sözkonusu açığın GSYİH’ya oranının yükselmesi o ülkede para biriminin hızla değer kaybetmesiyle yani devalüasyonla sonuçlanmasına neden olabilir. Bu nedenle dış ticaret açığı ve cari işlemler dengesi çok yakından takip edilmelidir.