Enflasyon Faiz ve Döviz Kurları Arasındaki İlişki

Ulusal ekonominin Fiyat mekanizması olarak kabul edilen bu üç göstergenin arasında oldukça karışık bir ilişki bulunmaktadır ve birindeki değişim diğerlerini de etkiler.  Önce faiz, enflasyon ve dolar kuru kavramlarını açıklayarak aralarındaki ilişkiyi incelemeye çalışalım.

Dolar kuru ulusal para biriminin yabancı para karşısındaki değeridir. Çok basit bir mantıkla, ulusal paranın talebindeki artış ya da arzındaki azalış paranın değerini yükseltir. Enflasyon fiyatlar genel düzeyindeki artışı ve paranın değerindeki düşüşü ifade eder. Faiz ise paranın, yani sermayenin getiri oranıdır. Bu üç göstergenin birbirine uyumlu hareket etmesi ülke ekonomisi açısından oldukça önemlidir. Göstergelerden birinde meydana gelen olumlu veya olumsuz değişiklik diğerleri üzerinde de etkili olabilecektir. Makro ekonomik açıdan bakıldığında, sağlıklı bir büyüme ve ekonomik denge için faiz, enflasyon ve dolar kuru artışlarının birbirine yakın fakat yüksek olmaması önemlidir. Bu üç göstergenin uyumlu fakat yüksek oranlı artması refah düzeyini olumsuz etkileyecektir.

Enflasyonun en önemli nedeni, toplam talep ve arz düzeyi arasındaki dengenin bozulmasıdır.  Kaynakların kıt nüfusun yoğun olduğu ülkelerde yüksek enflasyona daha sık rastlanır. Enflasyonist ortamda görülen hızlı fiyat artışları nedeniyle üreticinin karı düşer tüketicinin alım gücü zayıflar. Üretimin cazibesini kaybetmesi sonucu paranın finansal piyasalara yönelmesi,  finans piyasalarının dalgalanmasına neden olur.

Faiz merkez bankalarının enflasyonla mücadele etmek için kullandığı en önemli silahtır. Enflasyon faiz arasındaki ilişki ekonomistler arasında da tartışma konusudur. Enflasyon ve faiz arasındaki ilişkiyi anlamak için öncelikle enflasyonun nedenine bakmakta fayda var. Enflasyonu yükselten sebepler talep artışından mı kaynaklanıyor? Maliyet artışından mı?

 1976 yılından Nobel Ekonomi Ödülü kazanan Amerikalı iktisatçı Milton Friedman tarafından enflasyon üzerine geliştirilen ‘’Monetarizm’’( parasalcılık) teorisine göre yüksek enflasyonun sebebi bütçe açığıdır. Yani bir ülkede belli bir dönemde yapılan yatırımların iç ve dış tasarruflar toplamına eşit olmamasıdır. Bütçe açığındaki her artış para arzında bir artışa neden olur. Para arzındaki artış talep artışını da beraberinde getirir ve yüksek enflasyona neden olur.  Bütçe açığını kamu açığı olarak tabir etmekte mümkündür (çünkü kamu kesimi, KİT, döner sermaye, fonlar ve sosyal kurumları da içermektedir.) Kamu gelir ve giderleri arasındaki dengesizlikten kaynaklanan kamu açıklarıyla mücadele etmek için dolaşımdaki parayı arttırmak, yeni vergiler, vergi oranlarında düzenlemeye gidilmesi, borçlanma gibi finansman yöntemleri kullanılır. Kamu açığının finansmanı için para arzının arttırılması yolunda alınan önlemler (para basılması) talep artışından kaynaklanan enflasyonist baskıları da beraberinde getirecektir.

 Enflasyon ile ilgili diğer bir görüşte üretimdeki maliyet artışlarının enflasyona neden olduğu görüşüdür. Maliyet artışından kaynaklanan enflasyon ortamında maliyeti kısarak enflasyonla mücadele yoluna gidilir. Faiz paranın maliyetidir ve maliyetleri düşürmek için faiz indirimi gündeme gelebilir. Kamu açıklarıyla mücadele etmek için iç borçlanma yoluna gidilmesi, faiz oranları üzerinde baskı yaratacaktır. Özel kesime verilecek fonların kamu kesimine akması ve kamu kesiminin borçlanma ihtiyacı nedeniyle, faizler yükselecek ve üretim düşecektir. Özellikle gelir düzeyi ve buna bağlı olarak tasarruf oranı düşük olan gelişmekte olan ülkelerde sermayenin kıt olması nedeniyle dış borçlanma yoluna gidilebilir Dış borcun enflasyon üzerindeki etkisi ise borç alınan paranın verimli kullanılıp kullanılmadığına bağlıdır. Dış borçların enflasyon ve büyüme üzerindeki etkisine girmeden kısaca şunu söyleyebiliriz;  Vadesi geldiğinde ödenecek borcun reel faiz oranı borç alınan parayla sağlanan büyümeden daha düşük olmalıdır. Dış borç verimli kullanılmazsa tekrar borç alma ihtiyacı doğar ve borçlanma maliyetleri yükselir bu da faizin artmasına neden olacaktır.

 Faiz, enflasyon, dolar kuru ulusal bir ekonominin en önemli üç göstergesidir ve birbirini yakından etkilemektedir. Bu üç göstergenin dengede kalamaması ekonomide farklı sorunlar meydana getirir. Yukarıdaki paragrafta bahsettiğimiz enflasyon ve faiz arasında ilişkiyi anlamak için enflasyonun türünden, kamu açıklarının finansmanı ile ilgili uygulanan yöntemlere kadar pek çok makro ekonomik faktöre bakmakta fayda var.

 Enflasyonun kaynağı farklı görüşte iktisatçılar tarafından farklı şekillerde açıklanmaya çalışılmıştır. Faiz ve enflasyon arasındaki ilişki ile ilgili de farklı görüşler bulunmaktadır. Bu farklı görüşlerden yola çıkarak, faiz enflasyon arasındaki ilişkiyi özetlemek gerekirse, öncelikle enflasyonun kaynağına bakmak gerekir. Talep artışından kaynaklanan enflasyonda talebi kısmak ve tüketimi azaltmak için faiz artışına gitmek bir önlem olabilir. Bu durumda, talep artışından kaynaklanan enflasyonun faizlerin yükselmesine neden olduğu söylenebilir. Maliyet artışından kaynaklanan enflasyonla mücadelede ise, üretim maliyetlerini kısmak için bir önlem olarak faiz indirimine gidilebilir. Bu durumda maliyet artışından kaynaklanan enflasyonun faizlerin düşmesine neden olması mümkündür.

Dolar kurundaki artış enflasyonda yükselme eğilimine neden olan önemli bir sebeptir. Enflasyonla dolar kuru arasındaki ilişkiye bakıldığında, döviz kurlarında meydana gelen bir değişiklik fiyatlara yansımaktadır. Döviz kurundaki yükseliş ithal mal fiyatlarını etkiler özellikle hammadde ve enerji ithalatı yüksek olan ülkelerde kurdaki yükseliş nihai mala yansır ve fiyatlar genel düzeyinde artış gözlemlenir. Bu durumda, enflasyonda yaşanan yükselişten ülkenin dış pazardaki rekabet gücünün olumsuz etkilenmemesi için önlem olarak,  yerli paranın değerinin düşürülmesi yönünde bir politika uygulanmasına gidilebilir.

Dolar kurlarında yaşanan hareketleri etkileyen çok sayıda faktör bulunsa da en önemli nedenlerinden biri ülkelerin faiz oranlarındaki farklılıklardır. Faiz, hem dolar kurları hem de enflasyon oranı üzerinde etki gücü olan önemli bir araçtır.  Sermaye her zaman yüksek faiz getirisini hedefler. Ulusal sermaye beklediği kara ulaşamıyorsa faizin yüksek olduğu ülkelere yönelecektir.

Fiyat mekanizması olarak kabul edilen dolar kuru, faiz, enflasyon oranları arasındaki dengen korunmak suretiyle düşük seviyede gözlemlenen artışlar makro ekonomik performansı yükseltici etki yapar. Günümüzde globalleşmenin de etkisiyle merkez bankaları faizleri dünyadaki genel eğilime göre belirlemektedir. Dünyadaki eğilimin karşısında alınan kararlar dolar kur riskini arttırarak enflasyonun yükselmesine ve büyümenin düşmesine neden olabilir.